Ana Sayfa
12 Şubat 2018 ( 153483 izlenme )
Reklamlar

BAKALIM KAC KiSi OKUYACAK, KAC KiSi PAYLASACAK

UNUTMA TÜRKiYE. . .!!!
Şüpheli Ölümlerle Kaybettiğimiz Değerli Bilim Adamlarımız
30.11.2007 Cuma saat 12:22 de CNN TÜRK şu haberi geçiyordu : Atlasjet uçağı Isparta’da düştü: 57 ölü
Uçağın acil durum sinyali göndermediği belirlendi.
Uçağın düşmesinin ardından herhangi bir patlama olmamasının ise, kısa parkurda uçulduğu için uçakta fazla miktarda yakıt bulunmamasından kaynaklandığı ifade edildi.
Uçakta 6 bilimadamı vardı
Ölen yolcular arasında Süleyman Demirel Üniversitesi’nin davetlisi olarak, “fizik” konusunda konferans vermek üzere Boğaziçi ve Doğuş üniversitesinden gelen bilim adamları da bulunuyordu:
Boğaziçi Üniversitesi’nden:
Prof. Dr. Engin Arık,
Araştırma görevlisi Özgen Berkol Doğan,
Yüksek lisans öğrencisi Engin Abat ile
Doğuş Üniversitesi’nden;
Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ,
Doç. Dr. İskender Hikmet ve
Araştırma görevlisi Mustafa Fidan.
Prof. Dr. Engin Arık’ın, ‘European Organization for Nuclear Research (CERN)’deki ‘Atlas Deneyi’nde çalıştığı, ayrıca bu 6 bilim adamının 2 yıl önce başlatılan ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenen “Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı ve Test Laboratuvarları” projesinde görevli oldukları bildirildi.
Bu arada, uçakta 49 değil, 50 yolcu olduğu anlaşıldı.
Uçakta ölenler arasında 1.5 aylık bir bebek de bulunuyor. (1)
Isparta’da düşen uçağın yolcuları arasında çok önemli 6 isim vardı.
Bu kişiler Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bilim adamlarıydı.
Nükleer fizikçiler, Isparta’da yapılan kongreye gidiyorlardı.
Nükleer Fizik Kongresi, gelen acı haber ile ertelendi.
Uçak kazasında yaşamını yitiren 6 nükleer fizikçiden 3′ü Boğaziçi Üniversitesi’nde, 3′ü ise Doğuş Üniversitesi’nde görev yapıyordu.
Yaşamını yitiren 6 fizikçiden 2′si alanlarında uzman olan profesörlerdi.
ÖNEMLİ BİR PROJEDE ÇALIŞIYORLARDI
İstanbul-Isparta seferini yaparken iniş sırasında düşen Atlasjet uçağında hayatını kaybeden 6 bilim adamının 2 yıl önce başlatılan ve DPT tarafından desteklenen ”Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı Ve Test Laboratuvarları” projesinde görevli oldukları bildirildi…
Projede, Ankara, Gazi, Boğaziçi, İstanbul, Uludağ, Erciyes, Niğde, Dumlupınar ve Süleyman Demirel Üniversitelerinden 25 öğretim üyesi ile toplam 75 araştırmacı yer alıyor.
Projede, malzeme bilimi, biyoteknoloji ve tıp gibi alanlarda yeni teknolojilerin kullanıldığı bir Ar-Ge alt yapısı oluşturmak amaçlanıyor.
Geçen yıl başlatılan ve 2010 yılında tamamlanması öngörülen projede, Ulusal Hızlandırıcı Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Enstitüsünün de kurulması hedefleniyor.
PROF. DR. ENGİN ARIK, CERN’DE GÖZLEMCİYDİ 
İstanbul’da, 14 Ekim 1948′de doğan Prof. Dr. Arık, İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümünden 1969 yılında mezun olduktan sonra Pittsburgh Üniversitesinde fizik alanında master ve doktora yaptı.
Londra Üniversitesinde 1976-1979 yılları arasında araştırma görevlisi olarak çalışan Arık, 1979 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik bölümüne geçti.
Arık, 1983 yılında Boğaziçi Üniversitesinden ayrılarak 2 yıl Control Data Firmasında uzman olarak çalıştı.
Viyana Üniversitesinde 1997-2000 yılları arasında görev alan Arık, 1985 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde Öğretim Üyesi olarak görev yapıyordu.
Engin Arık, ”Deneysel Yüksek Enerji Fiziği” alanında yaptığı çalışmalarla 1981 yılında doçent, 1988 yılında profesör oldu.
Prof. Dr. Engin Arık, İsviçre’nin Cenevre kenti yakınlarında kurulu nükleer araştırma merkezi ”European Organization for Nuclear Research (CERN)”deki ”Atlas Deneyi”nde çalışıyordu. CERN’de yürütülen ”Atlas” deneyine, Ankara ve Boğaziçi üniversiteleri ”gözlemci” statüsünde katılıyor.
PETROLE ALTERNATİF ENERJİ
Hepsi fizikçiydi, Prof. Arık, nükleer enerjinin temelini oluşturan parçacık fiziği konusunda dünya çapında bir isimdi.
Ve en önemlisi Türkiye’de bol bulunan toryumu, petrole alternatif enerji kaynağı olarak gösteriyordu.
Bu konuda Yeniçağ Gazetesi Yazarı Arslan Bulut Dr.Arık’ın ardından aşağıdaki makaleyi yazdı:
Isparta uçağında şehit olan Engin Arık’ın kurtarıcı toryum projesi
Isparta’daki uçak kazasında şehit olan vatandaşlarımızdan Prof. Dr. Engin Arık’ın 5 Kasım 2002 tarihinde Ekonomik Varlıklarımızı Değerlendirme Derneği’ne yaptığı açıklamalar var.
Röportajı bana Yavuz Selim Mert gönderdi.
Arık’ın sözlerinden, Türkiye’nin toryum rezervlerinden faydalanarak radyasyon tehlikesi olmayan ve trilyonlarca varil petrole eş değerde nükleer enerji üretebileceği anlaşılıyor.
Arık, toryumu “kurtarıcı” olarak nitelendiriyor ve özetle şöyle diyordu:
-Toryum, saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde bir element.
Toprakta toryum oksit halinde bulunuyor.
Dünya rezervlerinin yarıdan fazlası Türkiye’de, Batı Anadolu’da bulunuyor.
Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören yörelerinde.
-Dünyada ise:
Avustralya’da 300 bin ton,
Hindistan’da 290 bin ton,
Norveç’te 170 bin ton,
ABD’de 160 bin ton,
Kanada’da 100 bin ton,
Güney Afrika’da 35 bin ton,
Brezilya’da 16 bin ton toryum var.
Neredeyse bütün dünyada toplam 1071 bin ton, Türkiye’de ise 800 bin ton.
-Toryum 21. yüzyılın en stratejik maddesi olacak.
Çünkü yeni tip reaktörlerde yakıt olarak kullanılacak.
Eğer biz toryum ile elektrik enerjisi üretebilmek imkanına kavuşursak, bu trilyonlarca varil petrole eş değerde bir enerji kaynağı olacak.
– Şu anda planlanan yeni tip reaktörlerin prototipinden söz edecek olursak:
Yerin yaklaşık 30 metre altında, kurşun bir hedefin içinde bulunacak toryum.
Bu hedefe dışarıdan, yeryüzünden hızlı protonlar gönderiyorsunuz.
Bu protonlar kurşundan nötron üretiyor.
Bu nötronlar da gidip toryumla birleşerek enerji üretiyor.
Bu tip reaktörlerin eskileriyle mukayese edilmesi mümkün değil.
Kesinlikle patlama tehlikesi yok.
Çernobil benzeri bir felaketin tekrarlanması mümkün değil.
Radyoaktif kalıntı minimum nispetinde.
Bu da nötronlarla yok edilebiliyor.
Reaktörün fişini çektiğinizde her türlü işlem duruyor.
Doğa kirlenmiyor, minimum atıklar da uzun ömürlü değil.
Toryumun, uranyumun yerini alabileceği kanıtlandı.
Dokuz yıl öncesine kadar toryumun bu tip bir reaktörde yakıt olarak kullanılabileceği bilinmiyordu.
– CERN araştırması ile Avrupa, ilk prototip toryumlu nükleer santralini yapmaya çalışıyor.
Ayrıca Japonya ve ABD de kendi santrallerini kurmak istiyor.
Araştırmaların içinde olursak, biz kendimiz daha iyisini de üretebiliriz.
Bu yeni reaktör, mevcut reaktörlerin sorunlarını da çözümleyecek.
– Hızlandırıcı üzerinde çalışan bir tek araştırma grubumuz var Ankara’da.
Hızlandırıcı proton ve elektron gibi temel parçacıkların ve atom çekirdeklerinin hızını çoğaltan alet.
Tıpta, sanayide, savunma sanayiinde de kullanılıyor.
Fakat araştırmayla ilgili hızlandırıcı yok.
– Türkiye’de, 2010 yılında hızlandırıcı, deneysel yüksek enerji fiziği ve nükleer fizik konularında 1200 bilim adamının çalışıyor olması gerek.
Şu anda sadece 80 kişi var. Önce bilime ve bilim adamına yatırım yapmak lazım.
-Üniversitelerin fizik bölümlerinin bu alanda çalışmasını sağlamak, çalışma yapacak olanları yüreklendirmek lazım.
Büyük bir servetin üzerinde oturuyoruz, küçük bir bilimsel yatırımla toryumla enerji üretme alanının dünya devleri arasına girebiliriz.
290 bin tonluk rezervi bulunan Hindistan, enerji geleceğini toryumda arıyor.
Türkiye’nin elindeki toryum rezervleri ise sonsuza kadar yeter!
Prof. Dr. Engin Arık, Isparta’daki Süleyman Demirel Üniversitesi’ndeki bilim adamlarına bilgilerini aktarmaya gidiyordu. /ARSLAN BULUT / YENİÇAĞ.(3)
STRATEJİK ÇALIŞMALAR
İlk olay 14 Temmuz 2004’te yaşandı.
Gelibolu yakınlarında yaşanan bir kazada, Yücel Kenter (32) ve Ercan Kuruoğlu (31) hayatını kaybetti.
Ağır yaralı Mustafa Aktekin (54) ise hastanede yaşamını yitirdi.
Görünürde, hemen her gün görülen trafik kazalarından biri olarak olay kayıtlara geçti.
Ancak, hayatını kaybedenlerin kimlikleri ortaya çıktığında binbir türlü senaryolar tartışıldı.
Zira ölenlerden, Devlet eski Bakanı Ramazan Mirzaoğlu’nun damadı Ercan Kuruoğlu ile Mustafa Aktekin, ‘ulusal güvenlikle ilgili stratejik çalışmalar yapan’ iki isimdi.
Yüzbaşı Kenter de, TÜBİTAK’ın, Kara Kuvvetleri ile ortak yürüttüğü bir projede görevliydi.
Üç isim, TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen askeri bir cihazı denemek için Çanakkale’ye gitmişler ve dönüyorlardı.
Cihaz, gizlilik dereceli bilgilerin korunması konusunda üretilmişti.
İNTİHARLAR ZİNCİRİ
ASELSAN’da da 3 sır intihar yaşandı.
İlki 7 Ağustos 2006 günü meydana geldi.
ODTÜ mezunu Makina Mühendisi Hüseyin Başbilen (30), Pursaklar yolunda otomobilinde bileği ve boğazı kesilmiş halde ölü bulundu.
Başbilen’in ‘Elveda‘ başlıklı mektup bırakarak intihar ettiği öne sürüldü.
İkinci isim, yine ODTÜ mezunu olan ve ASELSAN’da bir süre çalıştıktan sonra görevinden ayrılan ve Miteks adlı savunma şirketinde görev yapan Elektrik Mühendisi Ünsem Ünal‘dı (30).
17 Ocak 2007 günü Ünal, Eymür Gölü kenarında ölü bulundu.
Kafasından tek kurşun almıştı.
Olay, intihar olarak kayıtlara geçti.
Üçüncü olay ise, 26 Ocak 2007 günü Batıkent’te oturduğu binanın 6. katından atladığı belirtilen yine ODTÜ mezunu Elektrik Mühendisi Evrim Yançeken‘di (26).
17.ocak 2015 günü haberlerde yine Aselsan Mühendisi ve yine ölüm haberi vardı. (2)
O da intihar etmişti ve rastlantıya bakın Erdem Uğur, füze savunma sistemiyle ilgili hazırladığı projenin sunumunu yapacağı gün evinde ölü bulundu
Haberde iki mühendisin daha ölümü şu şekilde verilmişti:
9 Ekim 2007’de ASELSAN’da yazılım mahindisi olarak görev yapan Burhanettin Volkan, askerliğini yaptığı sırada nöbet esnasında silahıyla intihar etmişti.
26 Ocak 2013’te ise ASELSAN’da mikroelektronik güdüm ve elektro-optik grubu projelerde çalışan Hakan Öksüz trafik kazasında yaşamını yitirmişti.
O da intihar etmişti ve rastlantıya bakın Erdem Uğur, füze savunma sistemiyle ilgili hazırladığı projenin sunumunu yapacağı gün evinde ölü bulundu
Uçak kazası dahil,kayıp ailelerinin başvurmalarıyla davalar açıldı ve devam ediyor.
Türkiye’nin bilim adamları üstüne çöreklenen bu ölüm bulutu hükümetlerin gerekli önlemleri alması, istihbarat unsurlarını yerinde ve etkin kullanarak karşı konulabilir.
Çünkü bilim adamı kolay yetişmiyor ve en önemlisi onlar içimizden birileri ,Türk çocukları.
Tanrı’dan hepsine rahmetler diliyoruz,ruhları şad olsun.

Kaynak:
Arslan BULUT 03.12.2007 Yeniçağ Gazetesi

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yedinci kez umreye gitmenin telaşında olan bir arkadaşıyla hasbihal eden vatandaş Cüneyt Arkın'ın büyük oğlundan Nihat Doğan'a fena cevap..Ders vermiş resmen Milyonlarca böcek havadan paraşütle atılmış 12 yaşındaki çocuk uykusunda sayıklayınca ortaya çıktı...